Online Randevu Laboratuvar Sonuç

0850 466 01 00

7 / 24 Acil Servis

SAĞLIK REHBERİ

BEHÇET HASTALIĞI VE TEDAVİSİ

13 Subat 2019 170 Görüntülenme
BEHÇET HASTALIĞI VE TEDAVİSİ

Behçet Hastalığı ağızda ve cinsel organlarda aft yapan, ciltte ortası sert mor kırmızı yaralar, ergenlik sivilceleri, iğne batan yerde sivilce oluşumuna neden olan, eklemlerde iltihaplanma, gözde körlüğe dek giden iltihaplanma, bağırsaklarda yaralar ve nadiren de beyin tutulumu ile seyredebilen bir tür damar romatizması olup Türk Dermatoloji (cildiye) Doktoru Ordinaryüs Profesör Doktor Hulusi Behçet tarafından tanımlanmıştır.

Hastalık genelde genç yaşlarda görülür, çocuk ve 50 yaş üstü insanlarda yeni başlayan Behçet Hastalığı olası değildir. Erkeklerde daha ağır seyreden hastalık her iki cinsiyet gurubunda eşit sıklıkta görülür. Ülkemizde ve Japonya’da sık görülse de dünyanın geri kalanında nadiren rastlanır.

Ağızda ortası çukur beyaz yaralar yani aft her hastada görülür ve hastalığın olmazsa olmaz bulgusudur. Ağız aftları çok sık tekrar eder ve aynı anda birden fazla görülebilir. Normal aftlar 6-7 günde iyileşirken Behçet aftları 15 günde iyileşir.

Ağızdaki aftlara benzeyen ancak çok daha nadir görülen cinsel bölge aftları hayat boyu 2-3 adet çıkar ve ağrısız olmakla beraber iz bırakarak iyileşir. İyileşmesi uzun sürmesi ve iz bırakması nedeni ile yıllar sonra bile muayenede izler saptanarak tanı konabilir.

Ciltte 3 farklı bulgu beklenir. İlki eritemanodozum da denen ortası sert mor-kırmızı yaralardır ve kollar ve bacaklarda daha sık çıkar. Üç santim kadar büyüklüğe ulaşan bu yaralar iz bırakmadan iyileşebileceği gibi bazen hafif ciltte koyulaşma ile de geçebilir. İkinci bulgu sırt ve göğüs ön kısmında daha sık görülen ergenlik benzeri sivilcelerdir. Son olarak iğne batan yerlerde oluşabilen minik sivilceler olup tanı için yapılan Paterji testi yani cilt testi de bu mantığa dayanır. 

Behçet Hastalığının en korkulan yan etkisi gözde kızarma ve bulanık görme ile beliren ve körlük ile sonuçlanabilen göz iltihabı durumudur. Üveit olarak isimlendirilen bu durum geçmiş dönemlerde ülkemizdeki en sık körlük nedenlerinden biri iken artık etkin tedaviler ile körlük neredeyse hiç karşılaşılmamaktadır. Göz tutulumu hastaların yarısında görülür ve erkeklerde daha sık oluşur.

Behçet Hastalarında çok sık olmamakla beraber eklemlerde şişlik ve sıvı toplanması da görülür. En sık etkilenen eklem diz olup 7-10 gün arası süren şişlik ve ağrı ile ortaya çıkar devamında da tamamen iyileşir. Aralıklı olarak tekrarlasa da dizde kalıcı hasar yapması beklenmez.

Daha önce de ifade edildiği üzere Behçet Hastalığı bir damar romatizması olup damarlarda oluşan bu iltihap damarlarda pıhtı oluşumu ya da balonlama yani anevrizma ile kendini gösterebilir. Diğer bulgular gibi damarların tıkanması ya da balonlaması erkeklerde daha sık görülen bir bulgudur.

Sinir sistemi tutulumu baş ağrısı gibi hafif bulgular ile seyredebilse de felce kadar giden bulgular da yapabilir.

Hastalarda ayrıca bağırsaklarda ülserler ile de kendini gösterebilir. Bu Japonlarda daha sık olsa da Türklerde de görülebilir.

Tanı konarken sayılan bulguların yanında çeşitli testler de yardımcı olur. Tanı amacıyla yapılan cilt testi hastaların yarısında pozitiftir.

Hastalık genelde 50 yaş sonrası hafifleme eğilimindedir. Bu yaşa kadar da ataklar tarzında iyileşme ve alevlenme dönemleri vardır.

Hastalığın tedavisinde bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar sık kullanılsa da hafif hastalarda sadece bahar çiğdeminden elde edilen kolşisin maddesi kullanılabilir.

Her ne kadar hastalığa bağlı oluşan bulgular çok ağır olabilse de yeni tedaviler ile bulgular genelde hasarsız atlatılabilir. Ailesel özelliği olan hastalarda erken tanı ve sıkı takiple herhangi bir sakatlık kalmadan ve hasar oluşmadan ömrün tamamlanması olasıdır.

AKLA TAKILANLAR

Behçet Hastalığının sebebi kesin olarak bilinmiyor

Bulaşıcı değildir ama çocuklara miras kalabilir

Genç yaşlarda hasar olmadan atlatıldığı takdirde hastalık 50 yaş sonrası tama yakın susar ve bazen tedavi de gerektirmeyebilir.

Özel bir diyeti olmayıp sigara içilmemesi dışında ek önlemi yoktur.

Hastalık kısırlık yapmaz ancak tedavide kullanılan bazı ilaçlar kısırlığa neden olabilir. Hastaların hamile kalmasında doğum yapmasında ve emzirmesinde sakınca yoktur.

Sağlıklı günler dileği ile

Doç. Dr. Metin IŞIK

Özel 100. YIL HASTANESİ

İç Hastalıkları / ROMATOLOJİ UZMANI 

Konu Hakkında Yorumlarınız Yorum yapmak için adınızı ve düşünclerinizi yazmanız yeterlidir.